Ana sayfa Kültür & Sanat Susan Sontag kimdir?

Susan Sontag kimdir?

27
0

1933’te New York’ta doğan Susan Sontag‘ın anne ve babası Litvanya Yahudisi’dir. Eğitimini Harvard ve Oxford’un da aralarında bulunduğu önemli okullarda görmüştür. Teoloji, felsefe ve edebiyat dersleri almıştır. Eleştiri, araştırma çalışmalarının yanında dört tane de romanı yayınlanmıştır. Film yönetmenliğinin yanı sıra fotoğraf üzerine yazılarıyla da dikkat çeker. 20. Yüzyıl’ın en etkili Amerikan sanat eleştirmenlerinden biridir.

90’lı yıllarda Avrupa ve Amerika’da tiyatro oyunları da yönetmiştir. Bunlardan biri Samuel Beckett’in (1906-1989) Godot’yu Beklerken eseridir. İlk gösterimi 5 Ocak 1953’te Paris’teki Babylone Sahnesi’nde yapılan oyun, Beckett’in şaheseri kabul edilir. İlk etapta avangard olarak nitelendirilmiş, absürd tiyatronun da en önemli eserleri arasına girmiştir. Türkiye’de de ilk kez 1954’te İstanbul’da seyirciyle buluşmuş, 1963’te ise Ankara Sanat Tiyatrosu’nun ilk sahnelediği eser olmuştur. Sontag, 2003’te Alman Yayıncılar Birliği Barış Ödülü’nü kazanmıştır. Bunun yanı sıra çeşitli ülkelerden aldığı tebrik ve başarı ödüllerinin de sahibidir. Hayatının bir kısmını Paris’te geçirmiştir. 2004’te New York’ta ölmesine rağmen bedeni Paris Montparnasse Mezarlığı’nda yakılmıştır.

Sontag, sanata özgürlük ve özgünlük dahilinde yaklaşan eleştirmenlerden biridir. Sanatın arı halinin ve etkisinin önemine inanır.

Farklı birçok tanımlama getirilse de eserleri yorumlamak gibi bir misyonu olan sanat eleştirmenlerinden biri olarak Sontag, sanat eserine yorum ile dokunulmamasını savunarak bir anlamda yaptığı işi eleştirmektedir. Yorumsuzluğun sanatı arı halinde bırakmasının değerli oluşunu ifade eder. Bunun yanında yüzyılın içinde var olmuş yorumun ise eleştirmene getirdiği sorumluluğun bir sanat savunuculuğu halini alması gerektiğini anlatır. Öyle ise Sontag‘ın sanat eleştirmeni, eleştirmenliği sorgulayan ve sanatı savunan kişidir. Bu savunma ise çağdaş sanat karşısında olanı görebilen, duyarlı ve mutlaka duygulara dayanan yorumları olan kişidir. Ayrıca Sontag‘ın yaklaşımı, sanat yapıtını “arı algılama” dönemini çok geride bıraktığımızı savunurken Hegel’in sanatta doğrudan duyumsananın yerine adeta bilimselleşmiş bir süreç katılarak yaklaşılması sanatın sanat olarak doyum verdiği zamanlardan farklılığına dikkat çekmesi ve sanat bilimi dediği bu sürece sanatı bilme ve tanıma görev ve aracı yüklemesini hatırlatmaktadır.

Sontag sanat eleştirisini tanımlarken “sevgi bilimi” ifadesini kullanır. Çalışmaları genel olarak sanat eserlerinin aslına dokunmadan ele alınması gerekliliğini anlatır. Özgür ve kişisel bakış açısı, esere samimi bir yaklaşımla elde edilebilir. Madem sanat eleştirisi var ve biz sanat eserinin algılanışındaki arı hali zamanlarını geri getiremeyeceğiz, bunu sevgi ve duyarlılık ile var etmeliyiz demekte olduğu görülebilir. Yaklaşımlarının benzerliği konusunda sanat eleştirisine Sontag “sevgi bilimi” derken, Hegel “sanat bilimi” demiştir sonucunu çıkartmak mümkündür.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here