Ana sayfa Kültür & Sanat Osmanlı Ressamlar Cemiyeti kurucuları kimlerdir?

Osmanlı Ressamlar Cemiyeti kurucuları kimlerdir?

19
0

1908 yılında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, yayıncılık açısından bakıldığında en etkili oluşum olarak dikkat çekmektedir. II. Meşrutiyetin bir getirisi olarak basın alanında yaşanan hareketlilik sürecinin devamında yasal olarak 1909 yılında faaliyetlerine başlayan cemiyetin kurucuları arasında Şevket Dağ (1876-1944), Hikmet Onat (1882-1977) ve İbrahim Çallı isimleri dikkat çeker. Osmanlı Devletinde o yıllarda sıklaşan dernek faaliyetleri sebebiyle 1909 yılında kabul edilen Cemiyetler Kanunu’na uygun olarak kurulan birlik bu sayede ruhsat almak yerine bildirim şartı aranıyor, daha serbest ve kolay bir şekilde hayata geçmiş oluyor. Bu yeni kanun sayesinde Meşrutiyetin vaad ettiği özgürlük ortamında, mesleki derneklerden sanat derneklerine çok sayıda cemiyetin kurulması söz konusu olmuştur. Batılı derneklere benzer bir şekilde tüzel kişiliğe sahip dernekler bu tarihten sonra kurulmuştur demek doğru olacaktır. Ayrıca tüzel kişiliğe sahip ilk sanat derneği olarak Osmanlı Ressamlar Cemiyeti‘ni göstermek mümkün olmaktadır. Bu sebeple yerel sanat dernekleri tarihinde pek çok kaynağın, ilk sanat derneği olarak Elifba Kulübü’nü değil Osmanlı Ressamlar Cemiyeti‘ni göstermesi doğal karşılanmalıdır. Dernek bu hukuki dayanağın getirmiş olabileceğini düşündüren bir yenilik daha yaparak, sanat piyasası henüz oluşmamış olsa da eser sergilemeden satışa, kopya eser üretiminden sanatçı haklarının korunmasına, kimi sözleşmeler hazırlayıp bu belgeleri sanat ortamına kabul ettirmiştir. Bu bağlamda derneğin, sanatçıların mesleki anlamda ekonomik ilişkiler açısından korunmasına önderlik ettiğini söylemek mümkündür.

Bu gelişmelere ek olarak, sanat tarihinde ilk plastik sanatlar dergisi olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’ni çıkarması açısından ayrı bir öneme sahiptir. İlk sayısı 20 Ocak 1911’de yayınlanan gazete 1914 yılına kadar 18 sayı çıkartılmıştır. Dergide sanat haberlerinin yanı sıra eleştiri yazıların yer alması araştırmamız açısında hayli önemlidir. Yayında eserler, sanatçıların yaşam öykülerinin yanı sıra eleştiri içeren ve sanat ortamı tartışmalarına yer veren yazılar bulunmaktadır. Elifba Kulübü ile Konstantinapolis’li Sanatçılar Derneği düzenledikleri sergiler için isim listelerinde oluşan kataloglar dışında bilinen başkaca yayın yapmadıklarından, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi‘ni, eleştiri kültürüne somut bir katkı sağlaması açısından ilk örnek olarak değerlendirmek mümkündür. Eleştirinin yer bulduğu yazılar, sanat eğitimi, hat sanatı, batılı anlamda sanat üretimine değinen konuları içermektedir. Örneğin, yazarının adı belirtilmeden yayınlanan bir makalede, dönemin resim eğitim sorunları ele alınırken, sanat kültürü verilmeden çizim eğitimi vermenin boşuna olacağı görüşleri yer alır. Sanayi-i Nefise Mektebi’nde sanat tarihi öğretmenliği yapan Vahid Bey (1873-1931), gazetede yazan isimlerden biridir. Vahid Bey, kaleme aldığı eleştiri yazılarında sanat tarihi ve kültürü üzerine daha ılımlı tespitlerde bulunmuştur. Gazete yazarlarından Mehmed Faik ise, eleştirel yazılarında hükümetin eğitim politikasını över. Bu noktada, gazetenin eleştiriye yer verdiği açıkça görülür. Ayrıca, yazarların farklı görüşleri ifade etmeleri bakımından tartışmalara açık, yenilikçi ve yapıcı olduğunu söylemek mümkündür. Eleştiri örneklerinin genellikle sanat ortamı ve eğitimine yöneltilmiş olması, oluşmakta olan bir sanat kültürü içerisinde doğal bir durum olarak görülmelidir. Dönemin batılılaşma eğilimlerini sanattaki yansımalar bağlamında ele alan gazete, güncelliğini korurken, eğitici bir üslup kullanmıştır. Derneğin sanat eleştirisi kültürüne olduğu kadar sanat yayıncılığında önemli bir yere sahip olduğunu belirtmek gerekir.

Sanat üzerine yazan ya da eleştirmen kimliği ile anılan isimlerin belirleyici ve ayırıcı özellikleri yıllar içerisinde şekillenmiş, bu kimlikler ayrışana kadar sanatçılar sanat ve eleştiri yazmışlardır. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’nde de bu duruma rastlanır. Gazete yazarlarından Şevket Dağ ve Sami Yetik (1878-1945) örnek gösterilebilir. Sami Yetik, “Asker Ressamlar” arasında üretken isimlerden biridir. 1900 yılında başladığı Sanayi-i Nefise Mektebini altı yıl sonra bitirmiş ardından resim öğretmenliği yapmıştır. Osmanlı ressamlar Cemiyeti Gazetesi’nde kaleme aldığı yazıların sanat eğitimi eleştiren yanı da vardır. Böylece ressam eleştirmenlere bir örnek oluşturur. Gazete yazıları haricinde yazar kimliğini yayınladığı “Ressamlarımız” isimli kitabı ile de gösterir. Bu eser iki cilt hazırlanmasına rağmen ressamın 1945 yılında ölümü sebebi ile ikinci cildi basılamamıştır. Şevket Dağ ise, aynı gazetede yazılar kaleme almış bir diğer ressamdır; Dağ aynı zamanda siyasetçidir. Yazar, siyasetçi ve ressam kimliklerini üzerinde barındıran Dağ, dönemin çok yönlü isimlerinin sanat yazılarını yazma durumuna bir örnektir. 1897 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi’nden mezun olmuştur. Sanat eğitimi veren Dağ, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucuları arasındadır. Söz konusu dönemde eleştirmen kimliği taşıyan bağımsız isimler olmadığı için, yazarlık görevini yine sanatçılar üstlenmiştir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here